bati karadeniz sahillerinde denizin kiyilara bitmeyen ofkesi dr. guducuoglu
‘Ercüment Sönmez Güdücüoğlu’ olarak etiketlenmiş yazılar
dr. guducuoglu
Pazar, 14 Haziran 2009Guducuoglu trabzon yaylalari
Cuma, 12 Haziran 2009
Trabzon yaylalarinda yaz aylarinda bile kar var. Dr. Ercument Sonmez Guducuoglu
ercument sonmez guducuoglu
http://www.sonmezguducuglu.net
http://www.sonmez-guducuoglu.com
http://www.sonmezguducuoglu.biz
http://www.sonmezguducuoglu.info
http://www.sonmezguducuoglu.com
http://sonmezguducuoglu.tr.gg/
http://sonmezguducuoglu.sitemynet.com
http://www.benimblog.com/sonmezguducuoglu/
http://sonmezguducuoglu.turkceblog.com/
http://www.sonmezguducuoglu.ozelsayfam.com/
http://www.sayfam.org/sonmezguducuoglu/
http://sonmezguducuoglu.blogder.com/
http://sonmez.weblogtr.com
http://www.gezideyim.com/
http://sonmez.inube.com/
http://sonmezguducuoglu.azbuz.com/
Dr. Ercument Sonmez Guducuoglu
Cuma, 12 Haziran 2009Resim 015.jpg güdücüoğlu
Cuma, 12 Haziran 2009Kan kitabi movie ercument Sonmez Guducuoglu
Cumartesi, 09 Mayıs 2009ercüment sönmez güdücüoğlu FMF tedavi
Perşembe, 22 Ocak 2009AİLEVİ AKDENİZ ATEŞİ TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?
AAA tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu tedavi, hastalığın genetik bir hastalık olması nedeniyle, hastalığın tamamen ortadan kalkması (şifa) şeklinde bir tedavi değildir. Hastalığın oluşturduğu bozuklukları ortadan kaldırmaya yöneliktir ve bu amaçla kolşisin ilacı kullanılmaktadır. Kolşisin çiğdem (colchicum autumnale) bitkisinden elde edilmektedir ve ülkemizde Colchicum Dispert ve Kolsin isimleriyle satılmaktadır (0.5 mg draje). İltihabı baskılayıcı özellikleri nedeniyle gut ve Behçet hastalığı gibi başka hastalıkların tedavisinde de kullanılmaktadır.
Uz. dr. ercüment sönmez güdücüoğlu
AAA tedavisinde kolşisin 2 önemli amaçla kullanılır
Atakların engellenmesi veya hafifletilmesi
Düzenli olarak ve yeterli dozda kolşisin kullanan hastalarda ataklar ya hiç tekrarlamaz ya da daha öncekilere oranla çok daha seyrek gelir ve hafif geçerler. Sadece atak döneminde kullanılmasının bir yararı yoktur ve bu şekilde başlamış olan atağı geçirici bir etki sağlamaz. Etkinliği ilacın düzenli ve yeterli dozda kullanımına bağlıdır ve ataklardan ‘koruyucu’ bir etkinliktir.
Uz. dr. ercüment sönmez güdücüoğlu
Amiloidoz gelişiminin engellenmesi
Kolşisin düzenli ve yeterli dozda kullanıldığında amiloidoz gelişimini engeller. Hatta, amiloidoz gelişmiş hastalarda, idrarla protein kaybı ve böbrek yetersizliği belirtilerinde bir miktar düzelme bile sağlayabilir.
Alınması gereken kolşisin dozu hastanın kilosuna göre farklılık göstermekle beraber bir erişkin için günde en az 1,5 mg olması önerilmektedir. Bu doz günde iki veya üçe bölünmüş olarak alınabilir. Doz aksamalarının atakların tekrarlamasına neden olabildiği bilinmektedir.
Uz. dr. ercüment sönmez güdücüoğlu
ercüment sönmez güdücüoğlu FMF
Perşembe, 22 Ocak 2009Genetik bozukluk nasıl oluşur,
hangi hastalıklara sebep olur?
………
Günümüzde birçok insanda seyreden ve tekrarlayan ateşli ataklara genetik bir bozukluğun yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Genetik bozukluk bir kaza sonucu bir genin değişime uğraması sonucu (ki buna Mutasyon denmekte) oluşmakta ve bu Mutasyonun genin işlevini değiştirmesine ve vücuda yanlış sinyaller göndermesine yol açarak hastalığa neden olmaktadır. Herkeste her genden iki kopya vardır. Biri anneden diğeri babadan gelir. Bu Mutasyonlar anne veya babada var ise genetik geçiş iki değişik şekilde olabilir.
Otozimal-resesif geçim:
Hem anne hem de baba Mutasyonun kendilerinde bulunan iki genden sadece birini taşımaktadırlar. Bu kişilere sağlıklı taşıyıcı adı da verilmektedir. Taşıyıcı olan kişilerde hastalık bulgusu, şikâyeti yoktur, çünkü hastalığın ortaya çıkması için genelde iki tane Mutasyon olması gerekmektedir. Anne ve baba taşıyıcı olan ailelerin çocuklarının her iki taraftan da mutasyon alarak hasta olma riski % 25 dır.
Otozimal-Dominant geçim:
Hastalığın ortaya çıkması için tek bir Mutasyon yeterlidir. Bu durumda anne veya babadan sadece biri hastadır. Bu ailelerde hastalığın çocuğa geçme riski % 50 dır.
Bazı hastaların ebevenlerinde yapılan incelemelerde hiç bir Mutasyon bulunmaya bilmektedir. Hastadaki Mutasyona yol açan olayın, çocuğa hamile kalma aşamasında oluşmuştur. Bu duruma ‘de Nome Mutasyon’ denir. Teorik olarak ailenin diğer çocuğu için risk herhangi bir çocuktaki kadardır. Hastalığı taşıyan çocuğun, ileride kendi çocuğuna hastalığını verme olasılığı% 50 dir.(tıpkı dominant geçimde olduğu gibi.)
Tekrarlayan ateşli genetik hastalıklar:
Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF)
Ailevi hibernian Ateşi(TRAPS)
Kronik intabi Nörolojik, Kütane, Artiküer Sendrom (CINCA=NOMID)
Muckle-Wels Sendromu(MSW)ve Ailevi soğuk Ürtikeri(FCU)
Aft, Farenjit, Adenit ile birlikte olan periyodik Ateş (PFAPA)
dr. ercüment sönmez güdücüoğlu
Ercüment Sönmez Güdücüoğlu Glomerulonefrit
Salı, 13 Ocak 2009nefrit glomerulonefrit böbrek yetmezliği Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron temel olarak 2 kısımdan oluşur.
Dr. Ercüment Sönmez Güdücüoğlu √ Genel Bilgiler: • Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron temel olarak 2 kısımdan oluşur : 1. Böbreğe gelen kanın süzüldüğü filtre (glomerül) 2. Süzülen kanın idrara dönüştüğü uzun, yer yer kıvrımlı borular (tübül)
Dr. Ercüment Sönmez Güdücüoğlu • Böbreğin iltihabi hastalıkları nefrit olarak isimlendirilir. Nefrit nedenleri ikiye ayrılır: 1. Mikrobik olmayan nefritler: Böbreğin mikrobik olmayan iltihabi hastalıkları ikiye ayrılır. ° Glomerülonefrit ° Tübüler nefrit (Tübülointerstisiyel nefrit) 2. Mikrobik nefritler (piyelonefrit): Piyelonefritin diğer bir ismi de üst idrar yolu infeksiyonudur.
Dr. Ercüment Sönmez Güdücüoğlu √ Glomerülonefrit: • Nefronda ağırlıklı olarak glomerülde iltihap vardır. Türkiye’de kronik böbrek yetmezliğinin birinci nedeni glomerülonefrittir. Belirti ve bulgular glomerülonefritin tipine göre değişir. Hastanın muayene edilmesi, kanda üre ve kreatinin bakılması ve basit idrar incelemesi ile glomerülonefrit tanısını koymak genellikle çok kolaydır.
Dr. Ercüment Sönmez Güdücüoğlu √ Muayenede glomülonefrit bulguları : • el, ayak ve göz kapaklarında şişme, idrar renginde koyulaşma ( idrar çay rengini alabilir ) ve yüksek tansiyondur. İdrar incelemesinde kanama ( hematüri ) ve protein kaybı (proteinüri) glomerülonefrit lehine bulgulardır. Glomerülonefrit tanısında asıl zorluk glomerülonefrite yol açan hastalığın saptanmasıdır. Glomerülonefrite yol açan neden genellikle saptanamaz. Glomerülonefritin tipini anlamak için böbrek biyopsisi yapılmalıdır, yani böbrekten mikroskopik inceleme için parça alınmalıdır. Birçok hastanın böbrek biyopsisi denince aklına kanser gelmektedir ancak böbrek biyopsisinin amacı kanser aramak değil glomerülonefritin tipini anlamaktır.
Dr. Ercüment Sönmez Güdücüoğlu √ Glomerülonefritler ne tür sorunlara yol açar? • Pratikte glomerülonefritler 5 şekilde karşımıza çıkar. Hastanın hiçbir şikayeti olmayabileceği gibi ileri böbrek yetmezliği de olabilir. 1. İdrar incelemesinde anormallikler: Hastada hiçbir belirti ve bulgu yoktur. Başka bir nedenle doktora giden hastaya yapılan idrar incelemesinde kanama veya protein kaybı saptanır. 2. Nefrotik sendrom: İdrarla günde 3 - 3.5 gramdan fazla protein kaybı vardır. Hastanın el, ayak, yüz ve diğer bölgelerinde üzerine basınca iz bırakan şişlikler vardır. Ayrıca kanda albümin seviyesi düşer, kolesterol düzeyi artar. 3. Ani başlayan glomerülonefrit: Bu hastalarda ön plandaki sorunlar idrarda kanama, yüksek tansiyon ve vücutta sıvı birikmesidir. Çocuklarda streptokok infeksiyonlarını takiben gelişen nefritlerin çoğu bu gruba girer. 4. Kronik (müzmin, uzun süreli) glomerülonefrit: Bu hastalarda idrarla kanama, protein kaybı, yüksek tansiyon ve şişlik vardır, hastalık uzun sürelidir. 5. Hızlı ilerleyen nefrit: Kısa sürede böbrek yetmezliği gelişir ve hasta diyaliz tedavisine ihtiyaç duyar.
Dr. Ercüment Sönmez Güdücüoğlu √ Tedavi • Her hastada farklıdır. Böbrek biyopsisinin sonucu ve hastada mevcut olan sorunlara göre tedavi planlanır. Sadece çocuklarda, eğer nefrotik sendrom var ise önce tedavi verilip, daha sonra gerekirse böbrek biyopsisi yapılabilir. Glomerülonefrit tedavisi kesinlikle uzman hekim, tercihen nefroloji uzmanı denetiminde olmalıdır. Tedavide başarısızlık kalıcı böbrek yetmezliğine yol açabilir ve hasta sürekli diyaliz tedavisine ihtiyaç duyabilir
Dr. Ercüment Sönmez Güdücüoğlu • 13280 defa okundu • sayfayı yazdır • sayfayı arkadaşına gönder ——————————————————————————–
Dr. Ercüment Sönmez Güdücüoğlu Bağlantılı yazılar • uyku hastalığı uykusuzluk • böbrek yetmezliği diyaliz böbrek nakli • damla hastalığı gut artriti • böbrek yapısı böbreğin görevleri • conn sendromu adrenal adenom • adrenal bez hastalıkları cushing addison • ishal tedavisi ishalli hastalık • yüksek tansiyon hipertansiyon kan basıncı • osteoartrit tedavisi eklem ağrısı • gıda zehirlenmesi botulizm • guatr hipertiroidizm tiroid iltihabı • demir eksikliği anemisi kansızlık • siroz kronik karaciğer hastalığı • orak hücreli anemi kansızlık • gastrit mide ülseri • diabetes insipidus şekersiz diabet • şeker hastalığı diabetes mellitus • behçet hastalığı ağız yarası • dalak dalağın görevleri • hipoglisemi kan şekerinin düşüklüğü • ailevi akdeniz ateşi FMF • şeker hastalığı diyabet • gut ürik asit kristalleri • cushing sendromu steroid hormonlar • hıçkırık hıçkırığın nedenleri tedavisi • osteoporoz kemik erimesi • kabızlık diyeti kabızlık tedavisi • nefrotik sendrom böbrek hastalığı • romatizma artrit eklem ağrıları • hipertansiyon yüksek tansiyon
Dr. Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
Ercüment Sönmez Güdücüoğlu - Antalya
Pazar, 11 Ocak 2009Antalyanın mis gibi hanımeli kokan sokaklarını akşam üstü serinde gezmek lazım. Sahil yolunda arabayla gezerken canımızı açın ve bırakın içeri hava girsin. O koku doğaldır ve antalyaya özgü. Dr. Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
Dr. Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Sönmez Güdücüoğlu
- Dr. Sönmez Güdücüoğlu
- Sönmez Güdücüoğlu
- Dr. Güdücüoğlu
- Ercüment Güdücüoğlu
- Sönmez Güdücüoğlu gezideyim
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Doktor Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Doktor Ercüment Güdücüoğlu
- Uzman Doktor Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu Blogu
- Dr. Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
- Ercüment Sönmez Güdücüoğlu
